www.iftiraname.com ; İDDİANAME Mİ? İFTİRALAR SİLSİLESİ Mİ?

9 Mart 2026 | Hakikatin Susturulmak İstendiği, Lakin Şehrin İradesinin Haykırdığı Mahkeme Salonu Bugün burada sadece soğuk bir duruşma zaptı tutulmuyor. Burada bir devrin vefası, bir milletin bekası ve adaletin haysiyeti tarih sayfalarına —ya altın harflerle ya da kara lekelerle— nakşediliyor. Ekrem İmamoğlu suçlu veya değil, bu tartışılır; ancak değişmez bir hakikat var ki: "Sandıkta bükemediğiniz bileği, iftiranameyle kıramazsınız!" Onun 12 metrekarelik tecrit hücresinden yükselen sesi; aslında surda açılan bir gediğin, sessizliğin çığlığına dönüşmüş milyonların feryadı ve bu aziz milletin sarsılmaz vicdan ahdidir. Üç Ramazan, Üç Zulüm, Tek Bir Hakikat Bu milletin mukaddesiyle, mübarek Ramazan ayıyla hesaplaşanlara sormak gerekir: Bu revâ mıdır? • İftar Sofrasında: Milletin iradesini gasp edip seçimi iptal ettiniz. • İftar Vaktinde: Haysiyet cellatlığına soyunup diplomasını iptal ettiniz. • Sahur Vaktinde: Evini basıp, çocuklarının gözü önünde bir adamı zindana attınız. Unutmayın; zulmün en karanlık olduğu an, şafağın en yakın olduğu andır. Sizin hükmünüz bu dünyada geçebilir, ama bir de mizanı Allah’ın kurduğu Mahkeme-i Kübra vardır! Orada ne koruma orduları ne de siyasi talimatlar söker; sadece kul hakkı ve çekilen ahlar konuşur. Bilin ki; halkın kalbine giren bir adamı cezaevinin duvarlarına hapsedemezsiniz. Keser döner sap döner, gün gelir o heybeler ortaya dökülür; yıllardır gün yüzüne çıkmayı bekleyen ahtapotun kolları bir bir deşifre olur. Kıssadan hisse: Ava giden avlanır!


Ey Vicdan Sahibi ve Allah Korkusu Olan İnsanlık! Şimdi dur ve Maide Suresi 8. Ayet'in o sarsıcı uyarısını kalbine indir: "Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin." Yıllarca "mazlumun yanındayız", "zulme rıza zulümdür" diyerek yola çıkan insanlık; bugün hukuk ıskalanırken, kendi liderin haksızlığa uğradığında sokakları dar eden o adalet duygun bugün neden sessiz? Korkarım ki bugün çoğumuzun, kuralların lehe veya aleyhe uygulanması karşısında bir futbol seyircisinden farkı kalmadı. "Nalıncı keseri gibi hep bize yontsun da, sonrası ne olursa olsun" mu diyoruz? Ama unutma, o "sonrası" Mahşerdir! Sana soruyorum: Ahirette İmamoğlu ile mi haşr olmak istersiniz, yoksa bu kararları verenlerle mi? "Siyasi görüşü farklı" diye ona ayrı bir hukuk uygulanmasına rıza göstermek, Müslümanlığın neresine sığar? İmam-ı Azamlar, Hasan Basriler zindan pahasına hükümdarlara "Adaletli ol" diye haykırırken; biz bugün "Adamımız kazansın da gerekirse elle gol atsın" rahatlığına mı savrulduk? Hz. Ömer’e "Ölüm var Ömer, dikkatli ol" diyen sesleri susturup, yerine "Sen ne yapsan iyidir" diyen dalkavukları mı koyduk? Efendimizi (s.a.v) ihtiyarlatan Hud Suresi’ndeki o emirdir: "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" Oyun oynamıyoruz; Müslümanlıktan, adaletten ve hukuktan söz ediyoruz. Yarın eller, ayaklar, hatta deriler konuşurken; "Eyne’l mefer? - Kaçacak yer neresi?" diye çığlık atılan o günde yüzün ak mı çıkacak, kara mı? "Yetişin!" Derse Koşarız, Sesi Kısılırsa Haykırırız! Buradan dosta düşmana, hakime ve savcı görünümlü siyasetçiye ilan ediyoruz: Sorumlu ve vicdan sahibi vatandaşlar olarak biz buradayız! Ekrem İmamoğlu "Yetişin!" dediği an, yollar dar gelir, şehirler dar gelir; biz o nida için koşa koşa gideriz. Onun sesinin kısıldığı yerde biz avazımız çıktığı kadar bağıracağız! Onun nefesinin kesilmek istendiği yerde biz ciğerimizle haykıracağız! Özgür iradeli insanların, bu memleketi kula kulluk edenlerden kurtaracağı günler yakındır. Duruşumuz mertçe, sözümüz delikanlıcadır: Cesur olun! İftiralarla değil, projelerle yarışın. Zindanlarla değil, gönüllerle kazanın. Ama şunu bilin ki; o kürsüden yükselen her "Adalet!" feryadı, bizim ortak ahdimizdir. Adalet mülkün temelidir, mülk ise halkındır! Geleceğe ve Adalete Mühür Basan İnsanlık Adına Saygılarımla Mesut Yücel


www. Yarası Olan Gocunur .com www. Susma Sustukca Sira Sana Gelecek .com |